Geçenlerde baktım, Google'da en çok aranan sorulardan biri şu olmuş: "Artvinliler nasıl olur?" Şöyle bir düşündüm... Dedim ki, bunu dışarıdan birine sormayın, gelin bir de benden dinleyin. Çünkü Artvinliyi anlamak için sadece haritaya bakmak yetmez; o dik yamaçlarda yürümek, o hırçın Çoruh'un sesini duymak, o dumanlı yaylalarda bir nefes almak lazım.
Peki, sahiden kimiz biz? İşte bizim "genetik kodlarımız":
Bizim coğrafyada düz yol bulmak, piyangodan büyük ikramiye çıkması gibidir. Evimiz yamaca, tarlamız uçuruma kuruludur. Bu yüzden Artvinli dediğin, hayatın zorluklarına karşı doğal bir antrenmanlıdır. Yokuş bizi yormaz, aksine güçlendirir.
Artvin'de nereye giderseniz gidin, en mütevazı köy kahvesinde bile memleket meselelerinin derinlemesine tartışıldığını görürsünüz. Bizde okuma yazma oranı, eğitime verilen önem bir başkadır.
Bu yüzden memleketin her köşesinde bir Artvinli bürokrat, öğretmen, doktor veya sanatçıyla karşılaşmanız tesadüf değildir.
Bizim için ağaç sadece odun, dere sadece su değildir. Biz yeşilin her tonuna isim takmış bir halkız. Doğamıza bir zarar gelmeye görsün; işte o zaman o sakin, efendi Artvinli gider, yerine Cerattepe'de devleşen o dirençli ruh gelir.
Toprağımızı korumak bizim için namus borcudur. Doğaya hükmetmeye değil, onunla uyum içinde yaşamaya inanırız.
Artvinli biraz Çoruh gibidir; dışarıdan bakınca bazen durgun görünür ama içinde fırtınalar kopar. Samimiyizdir, kapımız her zaman açıktır ama haksızlığa da pek gelemeyiz.
Bir de o akordeonun veya tulumun sesi duyulmaya görsün... Yaşlımız gencimiz, o omuz omuza horona durduğumuzda dünyayla bağımız kesilir. O horon halkası bizim birliğimizin ve beraberliğimizin simgesidir.
Genelde hakkımızda en çok söylenen şey "çok beyefendi/hanımefendi" olduğumuzdur. Şehirli bir kültürle yoğrulmuşuzdur ama köylü samimiyetimizi hiç kaybetmeyiz. Kavga gürültüden ziyade nezaketle çözmeyi severiz işlerimizi. Ama o nezaket "saf" olduğumuzdan değil, kültürümüzden gelir.
Artvinli olmak; dik durmaktır, okumaktır, doğayı sevmek ve korumaktır. En önemlisi de nerede olursak olalım, o yeşil dağların serinliğini hep yüreğinde taşımaktır.