Artvin SözlükArtvin şivesi ve yöresel kelimeler
Artvin'de büyüyenin bildiği, dışarıdan gelenin şaşırdığı kelimeler. Her kelime yöre insanının söylediği gibi yazıldı; anlamı yanında.
A17 kelime
- Abuzlanmah
- Hayvanların delice sağa sola koşuşması.
- Açala
- Mısır çalasının bir ağaç üstünde yığılmış hali.
- Açurul
- Isıtılırken kalınlaşmış süt.
- Adlamağ
- Yürümek.
- Ağarti / Ağartı
- Hayvan sütünden yapılan her çeşit yiyeceğe verilen ortak ad.
- Ağeruk
- Bir tür erik.
- Ağırca
- Hamile kadın.
- Ağuz
- Yeni doğurmuş ineğin sütünün ısıtılınca kalınlaşmış hali.
- Ahpun
- Hayvan gübresi.
- Akoz
- Aynı sıra, aynı hiza.
- Akuçka
- Pencere veya resim çerçevesi.
- Alaf
- Hayvanların kaba yemi.
- Alag alag
- Yerli yerine.
- Alavli gozal
- Çok güzel.
- Ansli-ğer
- Ot türleri; ansli, siyah taneli yabani bir bitkidir.
- Aprak
- Ters ters bakmak; şaşı bakmak anlamına da gelebilir.
- Artağ
- Beşikte çocuğu bağlamak ya da kırılan kolu sarmak için kullanılan küçük, düzgün tahta parçaları.
B32 kelime
- Babilo
- Salatalık çardağı.
- Bablabuda
- Örümcek ağı.
- Badi
- Yaşlı adam, ihtiyar.
- Badya
- Derince büyük kap, tas.
- Baga
- Hayvanların yem yediği yer, ahır eklentisi.
- Bardel-saslik
- Fahişe anlamında kullanılan söz.
- Barna
- Bol dallı asma sırığı.
- Bartluğ
- Dikenlik, çalılık yer.
- Bazi
- Eşek arısı.
- Bec
- Saf, beceriksiz.
- Bedevra
- Bacayı ve yapıların üstünü örtmeye yarayan ince tahta.
- Bel
- Bir çeşit toprak kazma aleti.
- Beliçiça
- Bir tür mantar.
- Bere
- Çocuk.
- Besa girmek
- İddiaya girmek.
- Bibi
- Hala.
- Bibile
- Kelebek.
- Bişi
- Yağda pişirilen mayalanmış hamur.
- Biziki
- Yabani arı.
- Boçaçav
- Örümcek.
- Bodohli
- Çok dallı, soyulması zor ağaç.
- Bogurmah
- Bağırmak; öküzlerin güreşten önce böğürerek güç göstermesi.
- Boğaza
- Çok yiyen, açgözlü.
- Boko-dedaber
- Yaşlı kadın.
- Bokvi
- Bademin taze hali.
- Bucecyan
- Karışık saç.
- Buğer
- Ambarın arkasındaki boşluk.
- Bujgela
- Kıvırcık saç.
- Buluza
- Gömlek.
- Burmah
- Öküzü hadım etmek.
- Buşhut
- Tombul çocuk.
- Buzgel
- Kestanenin dikenli dış kabuğu.
C13 kelime
- Cacği
- Küçük ağaç toplulukları, çalılık.
- Caci
- Ayakları çapraz basarak aksak yürüyen.
- Cadi
- Mısır ekmeği.
- Cakil / Ciyakıl
- Solucan.
- Castura
- Beceriksiz.
- Cecim
- Bir tür kilim.
- Cendek
- Çok büyük; ayrıca hayvan ölüsü.
- Cığız
- Mızıkçı.
- Cicalar
- Memeler.
- Cimçar / Çinçar
- Isırgan otu.
- Ciran
- Sıska, zayıf.
- Cirek / Cerek
- İnce, uzun, dalsız kuru ağaç.
- Conç
- Bol ve çok.
Ç44 kelime
- Çaçmel
- Kısa boylu.
- Çaçuna
- Ağır, aksak yürüyen.
- Çakalog
- Olmamış meyve.
- Çaki
- Dişi köpek.
- Çakuç
- Çekiç.
- Çalbadar-tango
- Hayvanların boynuna bağlanan zil.
- Çançiher
- Şelale.
- Çapaçul
- İşe yaramaz, avare.
- Çapenkul
- Ağzına kadar dolu.
- Çarhana
- Küçük kazan.
- Çaynik
- Demlik.
- Çeçvi
- Mısır tanesinin suda pişmiş hali.
- Çençi / Çenci
- Kurutulan taze fasulyenin kabuğu.
- Çeper
- Bahçeyi hayvanlardan korumak için yapılan çit.
- Çiançur
- Bir tür erik.
- Çiçentela
- Gece ışık saçarak uçan böcek.
- Çiçikar / Çiçkar
- Ağıl ya da bahçe kapısı.
- Çiçip / Cicip
- Parlak, yuvarlak çam sakızı.
- Çiçvi
- Çam dallarındaki yeşilliğin kuruyup yere dökülmüş hali.
- Çigit
- Çekirdek.
- Çiğikvi
- Bir kuş türü.
- Çiğrik
- Eğrilmiş yünü iplik haline getiren alet.
- Çikina
- Çok küçük.
- Çilkav
- Kalabalık halde gezen küçük kuş topluluğu.
- Çimmah
- Yıkanmak.
- Çimpo kesilmek
- Sırılsıklam olmak.
- Çinel
- Çit yapmakta kullanılan bükülmüş yaş çubuk.
- Çingo
- Olmamış cevizin yeşil kısmı.
- Çintal
- Kedi yavrusu.
- Çipekli
- İnce, uzun çubuk.
- Çirihta
- Yağda pişen yuvarlak lokma.
- Çirmah
- Yırtmak.
- Çivela-hiçvi
- Kürdan.
- Çivillamah
- Bağırmak.
- Çoç etmah
- Emeklemek.
- Çoha
- Palto.
- Çorli
- Hastalıklı.
- Çuçuka
- Küçük kazma.
- Çuçul
- Civciv.
- Çuhora
- Ormanda çürümüş ağaçlarda biten bir tür mantar.
- Çuma
- Biriktirilen süt.
- Çumah
- Ekşi.
- Çuro
- Hayvan sidiğinin gübreyle karışmış sıvı hali.
- Çuruz
- Zayıf; içi boş.
D15 kelime
- Dagul
- Ezilmiş meyve.
- Dağo
- Umursamaz, ciddiyetsiz.
- Daraba
- Ahşap evin yan kısmı.
- Dedan
- Nekerin kurulduğu çatal ağaç.
- Dehre
- Kesici bir alet.
- Demurtarak
- Sert yünü inceltmek için kullanılan demir dişli alet.
- Dibek
- Ceviz, fındık içi gibi şeyleri ufalamak için kestane ya da ceviz ağacından yapılan içi oyuk kap.
- Didilmah
- Düşüp her yeri yaralanmak, çizilmek; ayrıca yolmak.
- Dirgan
- Uzun sırık.
- Dodapal
- Gelin.
- Dogmaç
- Sıcak mısır ekmeğiyle tereyağının karışımı.
- Dorbil
- Salya.
- Dubaracı
- Üçkâğıtçı.
- Dudğuna
- Çok yavaş ve durgun olma hali.
- Durtlamah
- İtmek, itiklemek.
E2 kelime
- Elek
- Un eleme aracı.
- Evlek
- Yamaç tarlada açılan sıralı, uzun çukur ark.
F1 kelime
- Fifina
- Ceviz ağacından yapılan bir çalgı.
G21 kelime
- Gabanç olmak
- Tepmek, tepilmek.
- Gacar olmah
- Bir yere sokulup rahatsız etmek.
- Gacin olmah
- Uyuyamamak.
- Gağink etmah
- Yolmak, parçalamak.
- Gahi
- Çok zayıf.
- Gançur olmak
- Salıncakta sallanmak.
- Gapusk
- İp yumağının birbirine karışması.
- Garigolmah
- Hazırlanmak.
- Gartap
- Su çevirme yeri.
- Gasrikolmah
- Titremek.
- Gaşlip
- Vücuttaki derinin sıyrılıp soyulması.
- Gatihul
- Yemeği tam bitirmemek.
- Genduma
- Keşkek.
- Gene
- Hayvanlarda bulunan kan emici bir böcek.
- Godo
- Bir tür oturak.
- Godor
- Büyük sepet.
- Guatis
- Sarışın.
- Guda
- Keçi derisinden yapılan kap.
- Gulçiçela
- Bir tür armut.
- Gunda
- Kartopu.
- Guş
- Ağaçtan yapılmış derin ve geniş kap.
Ğ7 kelime
- Ğalo
- Yabani ot yaprağı.
- Ğet
- İri otların gövdesi.
- Ğırlamah
- Köpeklerin boğuşmadan önce çıkardığı ses.
- Ğicyan
- Dişleri yamuk yumuk olan.
- Ğiryal etmah
- İşkence görürken bağırmak.
- Ğulutuna
- Delik.
- Ğumpo-çimpo
- Çok ıslak yer; sırılsıklam olmak.
H25 kelime
- Hacet
- Marangoz aletleri.
- Haçonun koko
- Kaşar peyniri.
- Haran
- Büyük çuval.
- Harbul
- Bir tür süzgeç.
- Harkalat
- Kol sepeti.
- Harmutlamah
- Sıcak suyu ılıtmak.
- Haro
- Ambar içinde tahıl konan bölme.
- Harşo
- Patates yemeği.
- Hasuta
- Pekmezden yapılan bir yiyecek.
- Haşar
- Fasulye sırığı.
- Havus
- Yosun.
- Hebet
- Evet.
- Heçebo
- Ceviz ve fındık kabuklarına verilen ad; ayrıca mısır çalası.
- Hegva
- Heybe.
- Hepenk
- Tuzak.
- Hesut
- Kinci, fesat.
- Hevsalmah
- Azıcık bir şeyler atıştırmak.
- Hıraki
- Yemeğin dibinin yanması.
- Hisal-ubedil
- Yılışık, işveli.
- Hitvi
- Lahana sapının soyulmuş hali.
- Hizak
- Üstüne oturarak kayılan bir araç.
- Hoçaper
- Serseri, başıboş.
- Hom
- Onaylamak için söylenen söz.
- Horhomet
- İri yapılı.
- Hupsa
- Kara fatma böceği.
İ5 kelime
- İg-ağişah
- Yünü iplik haline getirmeye yarayan alet.
- İnce
- Yaşlı kadınların baş örtüsü.
- İribi iribi
- Yan yan gitmek.
- İstikan
- Bardak.
- İşhan
- Bir tür erik.
K62 kelime
- Kahan
- Tarlayı çapalayıp yabani otlardan temizlemek.
- Kahap
- Buğday unundan yapılmış ekmek.
- Kahma
- Çit.
- Kanç
- İnatçı, sert, sağlam.
- Kançlamah
- Tırmalamak.
- Kandara
- Mısırları asmak için evin tavanına çakılan sırık.
- Kanper
- Hainlik.
- Kanpur
- Belden bükülmüş, kambur.
- Kantel
- Ağzı buruşturan hurma.
- Kapçan
- Küçük kazan.
- Kargana
- Omlet.
- Katuh
- Ekmekle yenen bir peynir çeşidi.
- Kav
- Çengel, çatal ağaç.
- Kavlanmah
- Şımarmak, kibirlenmek.
- Kef
- Ayran köpüğü.
- Kereç
- Mısır ekmeğinin kabuğu.
- Kesma
- Kalın kesilmiş bir pestil çeşidi.
- Keş
- Çok sert.
- Kete
- İçi ceviz ve şekerle doldurulmuş ekmek.
- Kibelar
- Merdivenler.
- Kidel
- İşaret.
- Kikil
- Yeni biten her türlü sebze.
- Kikina
- Bir tür haşere, böcek.
- Kinkoh
- Burunda oluşan kalın pislik.
- Kirç
- Boyun.
- Kirkal
- Hayvanları bağlamakta kullanılan bağ.
- Kirkat
- Yabani yemiş.
- Kitik-kita
- Keçi yavrusu, oğlak.
- Koçor
- Alına dökülen saçlar.
- Koçurmah
- Evlendirmek.
- Kod
- Kilit.
- Koğo
- Sivrisinek.
- Koh
- Tarlayı yabani hayvanlardan korumak için içinde kalınan küçük kulübe.
- Kohe
- Çam sakızının ağızda bayatlamış hali.
- Kokola
- Kadınların başına bağlanan yuvarlak çember.
- Kolapa
- Küleğin küçüğü.
- Kon
- İç yağı.
- Kondar
- Bir tür sebze.
- Kontlik
- Kısa kısa kesilmiş kalın ağaç.
- Kopça
- Düğme.
- Korkot
- Mısırdan yapılan bir yemek.
- Kort
- Çimlerin topraklı köküyle birlikte sökülmüş hali.
- Koruh
- Yetişmemiş, olmamış meyve.
- Korut
- Küçük teke.
- Koşat
- Uzun, kalın, sağlam ağaç.
- Kota
- Bir tür kilit, sürgü.
- Koto
- Erkek keçi.
- Kotoş
- Mısır.
- Kudurmah
- Oynamak.
- Kukumat
- Zifiri karanlık.
- Kulek
- Peynir kabı.
- Kuma
- Cevizli sucuk.
- Kuntlamah
- Hayvanların zıplayıp oynaması.
- Kurkutan
- Mısırın çöpü.
- Kurşun ayakkabisi
- Kara lastik ayakkabı.
- Kuruh
- Yumurtlamayı kesip civciv çıkaran tavuk.
- Kurum
- Ateşten çıkan is.
- Kurun
- Hayvanların su içmesi için kalın ağaçtan oyulan kap.
- Kurut
- Bir tür peynir.
- Kutlanmah
- Kötürüm olmak, hareket edememek.
- Kuy
- Cecim örmeye yarayan tezgâh.
- Kütük
- Kalın, yuvarlak odun parçası.
L10 kelime
- Lalev
- Sabunun ufalanmış hali.
- Lanker
- Yüksek kesimlerde derelerin üstünü kaplayan, birikmiş kar yığını.
- Lapata
- Değirmen suyunu kesmek için oluğun başına konan tahta.
- Laper
- Kazan dibini silmeye yarayan kaşık.
- Lazut
- Mısır.
- Lelevur
- Dağınık.
- Lenger
- Et yemeği.
- Loblo / Lobye
- Kuru fasulye.
- Loko
- Çok ağır.
- Lokora
- Salyangoz.
M23 kelime
- Maç maç
- İneğin rahat sağılması için danasına emzirtilmesi.
- Makak
- Kurbağa.
- Makin
- Birden çok öküzün bir inekle çiftleşmesi.
- Mançuk
- Cecim örmekte kullanılan bir alet.
- Meçeç
- Vücutta çıkan kalın ben.
- Mehlanmah
- Yemek yemek.
- Menç
- Kalçalar.
- Merek
- Samanlık.
- Mertek
- Ölü gömülürken kullanılan tahta.
- Meşvela
- Kertenkele.
- Mimino
- Kartal; ayrıca tavuk ve horozun ibiği.
- Mirikazma
- İki ucu da sivri kazma.
- Mitil
- Döşek ve yorgan yüzü.
- Moçvi
- Çilek.
- Mokval etmek
- Çam sakızını çiğnenecek hale getirmek.
- Moryol
- Akrep.
- Moşuşul
- Buğdayın kavrulup un olmuş hali.
- Mudara
- Cansız, sağlam olmayan.
- Muh
- Çivi.
- Mur
- Kömür.
- Muraşa
- Yüzü kirli olan.
- Musmal
- Büyük çivi.
- Muzir
- Çok yaramaz.
N10 kelime
- Nağvel
- Çok tuzlu.
- Nahinço
- İç yağı eritildikten sonra kalan kısım.
- Nahsi
- Hayvan yalı.
- Nakat
- Düz tarlada yapılan bölmeler.
- Nakvet nakvet
- Parça parça.
- Napir
- Sıra.
- Natal
- Meyvelerin çöpü.
- Nataş
- Deste.
- Neker
- Kışın hayvanlara dalıyla birlikte verilen yaprak.
- Nikat
- Alın.
O1 kelime
- Oşom
- Pasaklı, yavaş yürüyen.
P38 kelime
- Paçka
- On kutu kibritten oluşan paket.
- Palah
- Ayı yavrusu.
- Palanpoş
- Çok dağınık, bakımsız.
- Panta
- Ufak armut.
- Papa
- Undan yapılan bir yiyecek.
- Papah
- Başa giyilen külah.
- Papul
- Çocuk ayakkabısı.
- Paratan
- Sıcak kap tutacağı.
- Parki
- Pişip dağılmış patates.
- Pathi
- Sebze çalısı.
- Pejmundar
- Çok dağınık, kendinden geçmiş, bakımsız.
- Peleş
- Şaşı bakmak.
- Pepe
- Ekmek.
- Pepel
- Kelebek.
- Peşhun
- Yer sofrası.
- Peşkir
- Havlu.
- Peyke
- Ev içinde oturmak için yapılan oturma yeri.
- Pikal
- Düz taş.
- Pilaş puluş
- İçi suyla dolu ayakkabıyla yürürken çıkan ses; en çok kara lastikte duyulur.
- Pilek
- Ekmek pişirme aracı.
- Pilla
- Ağaçtan yapılan küçük bir çalgı.
- Pis
- Ağaçtan akan sıvı.
- Pisel
- İnsan sidiği.
- Pisik
- Kedi.
- Portlah
- Büyük gözlü.
- Poshi
- Tırmık.
- Poski
- Küflenmiş.
- Potmal
- Cüzdan.
- Puça
- İnek yavrusu.
- Puçeç
- Mısır kabuğu.
- Puçuko
- Tazeyken kabuğuyla kurutulmuş fasulye.
- Punk
- Bir şeyin düşerken çıkardığı ses.
- Purti
- Eşya, giysi.
- Pushal
- Bayat ekmeğin yağlı suyla haşlanmış hali.
- Pusunak
- Bir tür sivrisinek.
- Puşhi
- Keçi ya da koyun gübresi.
- Puşnur
- Acı peynir; çökelek de denir.
- Puthi gibi
- Çok, bol.
R2 kelime
- Rabitelli
- Düzgün.
- Ragvi
- Fare yakalamaya yarayan bir tür tuzak.
S12 kelime
- Saberav
- Kalın kesilmiş, soyulmuş ağaç.
- Sabudar
- Tohumluk salatalık.
- Sacayah
- Üstünde yemek pişirilen üç ayaklı demir.
- Saçhav
- Bostanı sulamaya yarayan bir kap.
- Sakapur
- Ocakta kazanın asıldığı yer.
- Sifet
- Surat, yüz.
- Sitil
- Bakırdan yapılmış, kulplu kap.
- Soç
- Bir çam türü.
- Sodom
- Islanıp ağırlaşmak, sırılsıklam olmak.
- Soko
- Mantar.
- Sufli
- Pis, bakımsız.
- Suvah
- Su arkı.
Ş7 kelime
- Şaşort
- Yaylada kalan kadına verilen ad.
- Şaşvi
- Kara kuş.
- Şibak
- Başıboş, avare.
- Şirat
- Yayık suyu.
- Şoğurt
- Ağızdan akan salya.
- Şorahli
- Sidik kokulu, pis kokulu.
- Şot
- Küçük, yuvarlak ekmek.
T26 kelime
- Takur
- Sakat.
- Tapan
- Sürülmüş tarlayı keseklerden arındırıp düzleyen, ağır ve düz tahta.
- Tapul
- Dağınık otları bir yere toplamak.
- Tat
- Kediyi kovalamak için söylenen söz.
- Tata
- Çocuk maması.
- Tatlar
- Kesilmiş çam ağacının uç dalları.
- Tatman
- Eldiven.
- Teheze
- Bozuk.
- Tekavut
- Emekli.
- Tel esmah
- Rahatsızlanmak, rahat edememek.
- Tepur
- Küçük yer sofrası.
- Terek
- Raf; ayrıca yüksek kayalık.
- Teşti
- Pekmez kaynatılan geniş kazan.
- Tez
- Değnek.
- Tiğap-ziğap
- Vurmak.
- Tiha
- Kırmızı renkli, has bir toprak türü.
- Tikavss
- Sesi çıkacak şekilde sertçe vurmak.
- Tiraçuna
- İshal olmak.
- Tirikmel
- Böbrek.
- Tok
- Küçük ip; çuval ağzı bağlamakta kullanılır.
- Tomari
- Hep birden.
- Tonpaça
- Donla gezmek.
- Tonpa atmak
- Takla atmak.
- Tot
- Pati, tombul el; birçok anlamda kullanılır.
- Tunp
- Tarlanın dibindeki yükselti.
- Tuthur
- Kurutulmuş dut.
U3 kelime
- Udmi
- Yavaş, ağır, uyuşuk.
- Unahav
- Görmemiş, açgözlü.
- Ustihana
- Yıkanma, banyo yapma yeri.
V3 kelime
- Vala
- Gelinlerin başına örtülen örtü.
- Vayendar
- Umursamaz, ciddiyetsiz.
- Vedro
- Kova.
Y5 kelime
- Yağniş
- Gözü açık.
- Yazma
- Genç kızların baş örtüsü.
- Yiş
- Yanaştırmak.
- Yugurmah
- Sallamak.
- Yunka
- Odunun ince kırıntısı.
Z12 kelime
- Zar
- Hayvan gübresi taşımaya yarayan kap.
- Zenne
- Kadın.
- Zibartmah
- Dövmek.
- Zibil
- Toz toprak.
- Zig zig
- Sincap.
- Ziriplanmak
- Kaçmak.
- Zirza
- Kapı sürgüsü.
- Zir zop
- Hızlıca, çok çabuk.
- Zivtlanmah
- Yemek yemek.
- Ziyankar
- Yaramaz; ortalığı karıştıran, biraz da çalıp çırpan.
- Zukan
- Nezle.
- Zuva
- Kuş yakalamak için kurulan bir tür tuzak.
Okurlardanonaylanan katkılar
Biliyorsan ekle, onaylandıktan sonra sözlükte yerini alsın.
Bu kelimeyi önerKelime öner
Sözlükte olmayan bir Artvin kelimesi mi biliyorsun? Gönder; incelendikten sonra sözlüğe eklenir.
Sık sorulanlar
Artvin şivesinde "Bibi" ne demek?
"Bibi" Artvin şivesinde "hala" anlamına gelir. Sözlükte gör
Artvin şivesinde "Cadi" ne demek?
"Cadi" Artvin şivesinde "mısır ekmeği" anlamına gelir. Sözlükte gör
Artvin şivesinde "Zukan" ne demek?
"Zukan" Artvin şivesinde "nezle" anlamına gelir. Sözlükte gör
Artvin şivesinde "Vedro" ne demek?
"Vedro" Artvin şivesinde "kova" anlamına gelir. Sözlükte gör
Artvin şivesinde "Soko" ne demek?
"Soko" Artvin şivesinde "mantar" anlamına gelir. Sözlükte gör
Artvin şivesinde "Tatman" ne demek?
"Tatman" Artvin şivesinde "eldiven" anlamına gelir. Sözlükte gör
Artvin Sözlük'e nasıl kelime eklenir?
Sayfanın altındaki "Kelime öner" formuna kelimeyi ve anlamını yazıp gönderin. Öneriler incelendikten sonra sözlüğe eklenir.
Kelimelerin yazılışı neden standart Türkçeden farklı?
Sözlükteki kelimeler Artvin'de nasıl söyleniyorsa öyle yazıldı. Yerel şive biçimleri bilerek düzeltilmedi.
Bu sözlük hakkında
Artvin Sözlük, artvinrehber.com tarafından Artvin'de konuşulan yöresel kelimeleri bir araya getirmek için hazırlandı. Kelimeler yerel söylenişe sadık kalınarak yazıldı; şive biçimleri düzeltilmedi. Sözlük okurların önerileriyle büyümeye devam ediyor.
Son güncelleme: 12 Ekim 2026